Bilinçli Farkındalık Çalışmalarının Psikoloji Lisans Eğitimlerindeki Önemi:

Bilinçli Farkındalık Çalışmalarının Psikoloji Lisans Eğitimlerindeki Önemi:

/ 22.01.2017 / / 0 Yorum

Her şey değişiyor, özellikle son on yıl içinde çok daha büyük bir ivmeyle değişiyor. Bilginin alış veriş biçimi de, bu değişim sürecinden en çok etkilenen şeylerin başında geliyor. Teknoloji; getirdiği kolaylıkları sayesinde, yapılan iş açısından görünen verimi arttırmış olsa da insan yaşantısına yansıyan izdüşümleri çok daha farklı ve olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Sonuca bir an önce varma isteği de bunlardan bir tanesi. Yaptığın her işte sürecin önemsizleştiği, keyif almaktan hiç bahsedilmeyen, mutluluğu yalnızca hedefe ulaşmış olmakla ilişkili yaşayan bir kuşağın içinden biri olarak; hem bu pencereden hem de dışında kalarak anlamaya çalışıyorum olanları. Psikoloji okuduğum lisans hayatım boyunca da farkında olmadan bu yazıyı dile getirecek malzeme biriktirmişim meğer..

 

Psikoloji bölümü, insanla iç içe ve eğitim boyunca gördüğün konularla hayattan soyutlanmadan tam da hayatın içinden şeyleri konuşabildiğin ve bence bir yere varmak konusunda en temkinli davranılması gereken alanların başında geliyor. İlk olarak ‘psişe’ ve hakkındakilerden bahsederken insanlığın bir kainat boyu anlamaya çalıştığı, çok bilinmeyenli bir alandan konuşuyorsun ve böylesi bir alanda, eğitiminin sonunda doğacak yetkiyle insanlara rehber olan bir konuma geçiyorsun. Dolayısıyla üniversitede okutulan her bölümün sonunda verilen diplomanın getirdiği yeti; özellikle psikoloji bölümü için çok daha sindirerek ilerlemesi gereken bir süreç.

 

Şu bilinen bir gerçek: insan zihnine bilgi, yalnızca sözcüklerle yerleşmiyor. Çünkü henüz zihnin; yalnızca beynin işlevi sonucu üretilen bir ürün mü olduğu yoksa hep alışılagelmiş kafanın içinde konumlanmayıp aslında tüm bedene mi yerleşmiş olduğu gibi çok temelde bilinmezliğini koruyan konular var. Dolayısıyla bilgi ve öğrenme süreci yalnızca zihinle olmayan, tüm bedeni, duyuları, hareketi kapsayan; yaşanan bir olaya farklı zaman diliminde farklı bilinç düzeyiyle maruz kalındığında anlamı değişen ve dolayısıyla teoriye ek olarak uygulamalı farklı yöntemlerle yaklaşılması gereken bir alan. Dolayısıyla bir psikolog olma yolunda ilerlerken zihinlere salt bilgi olarak anlatılmaya ve yerleştirilmeye çalışılan kuramlara ve teorilere ek olarak  uygulamalı farklı yöntemlerle, bilgiyi deneyimlemeden öğrenmeye çalışmak, algıyı çok yüzeyde bırakıyor. 

 

Bir psikoterapist olmak için önce kendi terapinden geçmek gerekiyor. Bu oldukça önemli ve gerekli bir koşulken; bunun sadece psikoterapist olma yolunda değil; psikolojiyle ilişkili çalıştığın her alanda geçerli olması çok önemli. Bilginin; teorilerden geçilmeyen lisans eğitimleri boyunca yalnızca sınavlarda almış olduğun puanlar üzerinden ölçüldüğü ve kendi deneyiminden geçmemiş demeyeceğim; geçmeye imkan verilmemiş bilgiler sisteminde psikoloji alanına yüklenen anlam doğrultusunda insanlara rehberlik etmek ne derece mümkün tartışılır.

 

Bunları bu kadar kalpten söyleyebilmemin bir sebebi var: Üniversitedeyken yogayla tanıştım ve bence çok şanslıydım çünkü Neval Aras’tan aldığım temel yoga eğitmenlik eğitimi; çok deneyimli bir rehber eşliğinde bilinçli farkındalık çalışmalarının yapıldığı bir eğitimdi. Nasıl bir zeminin üzerine bastığımı ilk kez bu çalışmalar sayesinde fark etmeye başladım. Evet psikoloji son sınıf öğrencisiydim ama ilk defa teoriden pratik alana geçmiş olmanın ve deneyimine şahit olduğum kişinin kendim olmasının şaşkınlığını yaşıyordum. Neyi, neden, nasıl öyle gördüğümü, verdiğim tepkilerin birçoğunun otomatik olup, insan diyaloglarına yerleşmiş kalıp algılarla ilişkilerde tepki veren olmaktan ziyade, önce anlama’ya çalışmanın önemini, sonra bir durup nefes alıp gerçekten içeride hissettiğim alanla hareket etmenin ne demek olduğunu.. O kadar büyük farkındalıklar ki hala üzerine çalışmaya devam ettiğim ve bir ömür de devam edeceğim.. Psikoloji lisans eğitiminde öğrendiğim bilgilerin uygulama alanı bulması ve uygulama alanının varlığının gerçek anlamda öğrenme sürecindeki önemine şahit oldum, oluyorum. 

 

Temel yoga eğitiminin son günü şunlar döküldü ağzımdan: Bilgi zamandan etkilenen ve mekana göre biçimlenen, yaşayan bir varlık. Varlık diyorum çünkü bu dünya içinde kapladığı bir alanı var. Dolayısıyla bilginin aktarılmasının önemi tartışılmaz ama ondan daha önemli gördüğüm bir şey varsa o da bu bilginin nasıl işlendiğine dair olan şeyi, yani mekanizmayı insanlara aktarabilmek. Bu mekanizmanın her insanda olduğunu kavrayabilmek ve tanıyabilmeleri için önce onlara bunu tanıyabilecekleri ortamı ve imkanı verebilmek.. İşte bu eğitimden aldığım en büyük yeti: bu mekanizma; koşullar, özneler, olaylar değişse bile mekanizmanın bende oluşu her daim bilgiyi üretebilmem için bir araç. Böyle olunca da bir şey olmanın ve hedefe varmanın tatmin duygusu, sürecin içindeyken kendiliğinden var oluyor zaten..

 

Dileğim üniversitelerde verilen eğitimlerin ve özellikle terapiye dayalı her alanın, teoriye ek olarak uygulamalı öğrenme yöntemleri sayesinde pratiğe de alan açabilmeleri ve ezberden öte, bilgiyi yaşayan bir alana daha çok dahil edebilmeleri..

 

Ayşe Tuğçe Top