SensingBodyAcademy kapsamında, temel ve ileri düzeyde eğitimleri verilen ve pratiği yaptırılan hareket disiplinleri; yoga, pilates, dans, tırmanış, yüzme, tai chi, chigong, tao ve mindful terapi çalışmalarıdır.

Bu branşlarda eğitmen olmak isteyen, derinleşmek isteyen öğrencilerimiz, hocalarımız tarafından amaçları ve kişisel yetenekleri dikkate alınarak ilgili eğitim programlarına yönlendirilmektedirler.

 

Yoga:

Branşlarımız 

Tarihi geçmişi yüzyıllar öncesine dayandırılan yoga sisteminin anavatanı Hindistan’dır. Kelime anlamıyla yoga, Sanskritçe “yuj” kökünden gelmektedir ve anlamı fiziksel beden, zihin ve ruhu bir arada tutmak, birleştirmektir. Ancak günümüzde yoga nedir sorusunu, yoga  özellikle şudur, şu değildir gibi kalıplarına sokmak, binlerce yıllık tarihe sahip bu alanı yüzeysel bir değerlendirmeye tabi tutmak olacaktır. Bu sebeple yogayı felsefi bir akım olarak düşünmek ve şimdiki zamana kadar almış olduğu etkiler ve gelişmeleri de bu noktada değerlendirmek daha çağcıl bir tanımlama olarak günümüzün bir çok farklı yoga uygulamasının da kendine alan bulmasına yardımcı olacaktır.

Dünyanın pek çok yerinde farklı uygulamalarda vücut bulan yoga felsefesi, kimi yaklaşımlarda odağı meditasyon üzerine yerleştirirken, kiminde meditasyona, nefese ve bedensel hareketlere de önem vererek yogayı buradan hareketle açıklamayı tercih etmektedir.

Fiziksel beden yogada, ‘’asana’’lar yani pozlarla ifade edilir. Asana uygulamaları sayesinde amaç bedene kazandırılan güç ve esnekliğin yanı sıra, zihnin takibinin ve ruhun hassasiyetinin de bu hareketler zincirine eşlik etmesi, hareketi izleyebilecek farkındalığın geliştirilmesini içerir. Asana uygulamaları, kişiyi bütün olarak yaşadığı an’a davet ederek beden, zihin ve ruhun birlikteliğine hizmet eder. Bu sayede farkındalık, temel olarak insanın kendi bedeninden başlatılır. Her bir hareketin kaynağı olan bedenin her bir parçasıyla iletişimde bulunmanın hissi ve bilinciyle bütünün de yeniden ve daha güçlü inşasını mümkün kılar.

Hamile Yogası:

Branşlarımız

Hamilelik, kadının fiziksel, psikolojik, hormonal açıdan değişiklikler yaşamasına sebep olan bir süreçtir. Hamilelik süreci, annenin kas ve iskelet sisteminde ve ruhsal dünyasında birçok değişiklere yol açar. Hamile yogası,  bu süreçte annenin rahatlamasına yardımcı olur.

Hamilelik dönemi boyunca yapılan yoga; sürecin keyifli geçmesine, sağlıklı anne ve bebek ilişkisinin kurulmasına yardımcı olan ve böylece doğuma ve ebeveyinliğe güvenle hazırlanılmasını destekleyen uygulamalardan biridir.

Hamilelik döneminde yapılan yoga pratiği, kişinin bedenine hassasiyet göstermesine alan açarken; nefesi ile bedenindeki enerji akışını verimli kullanabilmesine ve annenin bebeği ile bağ kurmasına ve bu bağın oluşması aşamasında, gücü yine kendi varlığından alabilmesi için topraklanmasına, süreç neyi gerektiriyorsa bu alana teslimiyetine yardımcı olur.

Doğumun zorluğunu anlatmak çok kolay ama güzelliğini anlatmak çok  zordur. Hamilelik boyunca yapılan hamile yogası, alınan doğuma hazırlık eğitimleri bu sürecin aslında ne kadar keyifli olduğunun fark edilmesini sağlar.

Hamile yogasına 12. haftadan itibaren doktorlarımızın da onayını alarak başlayabilir, doğuma kadar devam edebilirsiniz.

 

Anne - Bebek Yogası:

Branşlarımız

Anne - bebek yogası, yoga hareketlerini uygularken anne ve bebek arasındaki güçlü bağdan temel alır, nefes sadece annenin nefesi olmaktan çıkar, bebeğin, annenin nefesi ile birlikte hareketi bu alana hem kaynak olur, hem de süreçle birlikte güçlenir. Bununlabirlikte, genellikle kucakta olan bebeklerin hareket sistemlerini geliştirmelerine olanak sağlar.

Anne - bebek yogası, hem bebeğin, hem de annenin fiziksel, ruhsal gelişimine ve zihinsel anlamda yeniden, birlikte hayata dönüşlerine yardımcı olur. Anne ve bebeği arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Annenin sosyal hayata adaptasyonuna yardımcı olurken, bebeği de fiziksel anlamda güçlendirir, sinir sistemi, sindirim sistemi ve dolaylı olarak çalışan tüm fonksiyonel sistemlerini uyarır.

Sadece bebeğin gelişimi, iletişimin güçlendirilmesi için değil, birlikte yapılan, eğlenceli bir aktivite olarak da değerlidir.

Anne - Bebek yogasını, bebeğiniz 6 haftalık iken başlayarak, emekleme sürecinin sonuna kadar devam edebilirsiniz.

 

Çocuk Yogası:

Branşlarımız

Çocuk yogası, yoga derslerinin çocuklar için uygun hale getirilmiş şeklidir. Çocukların eğlenerek öğrenmesini esas alırken; zihinsel ve bedensel koordinasyon, konsantrasyon, denge, güç gibi farklı yeteneklerini geliştirmeleri hedeflenir. Çocuk yogası, tüm bunlarla beraber çocukların duruş bozukluklarının iyileştirilmesine yardımcı olurken, aynı zamanda dış dünya ile daha sağlıklı bir ilişki kurmalarını da oldukça olumlu katkıları vardır.

Çocuk yogasının, yetişkin yogasından farkı, dersin işleniş şeklidir. Çocuk yogasında, drama, hikaye, oyun, müzik gibi farklı disiplinler bir araya getirilir ve böylece çocukların sıkılmadan derse dahil olmaları amaçlanır. 45 ya da 60 dakikalık bir çocuk yogası dersi, ısınma, nefes çalışmaları, oyunlar, yoga pozları, hikayeler anlatma ve dinlenme bölümlerinden oluşur.  

 

Özel Çocuklar İçin Yoga Terapi:

Branşlarımız

Özel çocuklar için yoga terapisi, dünya çapında özel ihtiyaçları olan sayısız çocuğun hayatını değiştirmiş, eşsiz bir yoga metodudur. Bu program, kendi çocuğu da down sendromlu olan Sonia SUMAR tarafından başlatılmıştır. Sonia bu metodu kendi kızı ve diğer özel ihtiyaçları olan çocukların doğal gelişimine yardımcı olmak için tasarladı. Bu metod dünya çapında olağanüstü kabul görmüş ve 40 yıldan fazla bir süredir özel çocuklar için en iyi yoga terapi metodu olarak tanınmıştır.

Duygusal ve davranışsal bozukluk, down sendromu,  cerebral palsy (CP), mikrosefali, otizm spektrum bozukluğu sahibi çocukların gelişim süreçlerinde oldukça etkili sonuçları olan, güvenilir ve güçlü bir uygulamadır. Bebekler üzerinde bile çocuklarla aynı oranda güvenilir ve etkili sonuçları vardır. Bununla birlikte bu metod dikkat bozukluğu (ADD), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (ADHD), öğrenme zorluğu ve gelişim bozuklukları için etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul görmüştür. Ayrıca bebekler ve 1-3 yaş arası çocukların, sağlıklı gelişim sürecinin biçimlendirebilmesini sağlamak için olağanüstü etkili bir erken müdahale programıdır.

Beden farkındalığını ve gücünü artırmak amacıyla bir araya getirilmiş dengeli yoga pozları, odaklanma ve konsantrasyonu arttırıcı özel nefes ve göz egzersizleri ile rahatlama teknikleri, konuşmayı geliştiren ses çalışmaları, akciğerleri güçlendirerek bedenin tamamının derinlemesine oksijen almasını sağlayan nefes tekniklerinden oluşan metodun, düzenli yoga pratiği yapan özel çocuklar üzerinde faydaları sayısızdır: motor ve kas fonksiyonları ile öz düzenleme becerisinde gelişme, rahatlamış bir sinir sisteminin neticesi olarak daha düşük endişe ve kaygı, odaklanma gücünde artış, koordinasyon ve iletişim kurma becerilerinde dikkate değer düzelme, daha güçlü bir kan dolaşımı ile beyne daha fazla oksijen ulaşması sayesinde kendisini ve çevresini daha iyi ve güçlü idrak edebilme, bedensel farkındalığın gelişerek artması, gelişen nefes alma kabiliyeti sayesinde, günlük etkinliklerde beden fonksiyonlarında gelişme, çok daha iyi bir uyku kalitesi, davranışsal ve duygusal dengenin gelişmesi ile bir aktiviteden diğerine geçiş yapabilme yeteneğinde gelişme, organların fonksiyonlarını daha iyi ve daha güçlü yerine getirmesinde önemli ilerleme sağlamaktadır.

 

Pilates:

 Branşlarımız

Pilates ismini kurucusu Joseph Pilates’ten almıştır. Pilates metodu zihnin kaslar üzerindeki kullanımını desteklediği için “Contrology” (Kontrol bilimi) olarak da adlandırılır. Pilates, bedenin dengeli tutulmasına yardımcı olan ve omurgayı desteklemekte önemli işlevi olan temel kaslar üzerine yoğunlaşılan, çekirdek kas gücü, kas kontrolü, duruş, esneklik, koordinasyon, güç ve bedensel dayanıklılığı geliştiren bir egzersiz programıdır. Bu sistem içinde nefes çalışmaları da yer almaktadır. Pilates, bedende güçlenmeye ihtiyaç duyan bölgeleri güçlendirerek ve beden için yararlı olmayan alışkanlıkları düzelterek kas dengesini sağlar ve bedeni yeniden yapılandırır.

Omurganın doğru ve verimli kullanılmadığı, vücut dengesinin bozuk olduğu oturuş şekilleri, duruş bozuklukları ve tekrarlanan hareketler; kaslarda gerilme, yorgunluk ve stres, giderek ağrılı kas spazmlarına yol açar. Kişilerde bedenin farklı bölgelerinde ağrı olarak ortaya çıkar.

Pilates egzersizleri omurganın daha sağlıklı olmasını, vücudun doğru pozisyonda duruş alışkanlığını kazanmasını sağlar.

 

Hamile Pilatesi:

Branşlarımız

Hamile pilatesi; hamilelik sürecinde değişen bedeni, fiziksel ve psikolojik anlamda desteklemek üzerine ortaya çıkmıştır. Hamilelik sürecinin rahat geçmesini amaçlar.

Özellikle hamilelik dönemi süresince daha da önemli hale gelen pelvik taban kaslarını güçlendirir. Ayrıca nefes çalışmaları ile annenin hamilelik sürecinde yaşadığı duygusal dalgalanmaları azalmasına yardımcı olur.

Hamile pilatesine 12. haftadan itibaren doktorunuzun onayı ile başlayıp, doğuma kadar devam edebilirsiniz.

 

Tırmanış:

Branşlarımız

Kaya tırmanışı, kaya üzerinde ilerlerken yalnızca bacakların kullanılması yetersiz kaldığında kolların da kullanıldığı fiziksel aktivite şekli olarak tanımlanmaktadır. Yapısı gereği fiziksel güç, denge ve esnekliğin kaya yapısı üzerinde oluşturduğu uyum olarak da açıklanabilir. İnsan hareket gelişimi incelendiğinde kişinin ayağa kalkıp yürümeye başlamadan önce tırmanmayı becerebilmesi gerekliliği tırmanışı en temel insan hareketlerinden birisi yapmaktadır.

Kaya tırmanışına gösterilen ilginin özellikle son yıllarda artmasının birçok sebebi vardır. Bunlar; tırmanışın spor amaçlı olduğu kadar rekreatif amaçlı da yapılabilmesi, aynı zamanda yarışma sporu olması, fiziksel olduğu kadar psikolojik bir zorlanma da gerektirmesi hem açık hem de kapalı alanlarda uygulanabilmesi, her yaş grubundan ve sosyal gruptan insanlar için heyecan verici ve eğitici bir aktivite olarak değerlendirilmesidir.

Tırmanış sporu içerisinde; ip tekniklerine, emniyet yöntemlerine, rotaların uzunluğuna, kullanılan emniyet noktalarına ve malzemelerine, tırmanışın yapıldığı yere, kaç kişiyle yapıldığına ve çıkış sırasına göre birçok farklı yöntem bulunmaktadır. Bunlardan önemli birkaçı; serbest tırmanış, yapay tırmanış, doğal kaya tırmanışı, yapay duvar tırmanışı, uzun duvar tırmanışı, kısa kaya (boulder) tırmanışı, solo tırmanış, ipsiz (free solo) tırmanış, üstten emniyetli (top-rope) tırmanış, lider tırmanış, geleneksel tırmanış ve spor kaya tırmanışı (SKT, spor tırmanış) olarak sıralanabilir. Bu yöntemler yukarıda bahsedilen özelliklere göre birbirlerinden ayrı ifade edilseler de genellikle iç içe kullanılmaktadır

Bilimsel araştırmalar düzenli yapılan spor kaya tırmanışının diğer düzenli fiziksel aktivite türlerinde olduğu gibi fizyolojik, bilişsel ve psikolojik faydaları olduğunu göstermektedir. Hatta bir araştırma bel ağrısı çeken kişilerin 8 haftalık tırmanış aktivitesinden sonra standart egzersiz protokolü uygulayanlara göre daha fazla iyileşme gösterdiklerini açıklamıştır. Spor kaya tırmanışı ile ilgili olarak yapılan bilimsel araştırmalar bu aktivitenin faydalarını şu şekilde ortaya koymuştur; spor kaya tırmanışı yağsız vücut ağırlığını korurken, vücut yağ ağırlığının ve yağ yüzdesinin anlamlı olarak azalmasını, vücut kütle indeksinin de iyileşmesini sağlar. Elektrokardiyografi ile ölçülen ve kalbin yapı ve fonksiyonları hakkında bilgi veren bazı kalp atım hızı değişikliklerinde iyileşmelere sebep olur. Günlük enerji harcamamızın büyük bölümünü oluşturan aerobik gücün artmasını sağlar. Kısa süreli aktivitelerde güç oluşturulmasını sağlayan anaerobik güç parametrelerinin bazılarında gelişmeye neden olur. Günlük enerji harcamasında, kas kuvveti ve dayanıklılığında artışlar sağlar. Bir başka araştırma da düzenli yapılan spor kaya tırmanışı aktivitesinin bilişsel ve bedensel kaygıyı azalttığını, kendine güven ise geliştirdiğini söylemektedir. Kaygı ve depresyona bağlı rahatsızlıkların Avrupa’da yıllık 180 milyar dolar ve ABD’de de 126 milyar dolar masrafa mal olduğu düşünüldüğünde spor kaya tırmanışına bağlı olarak kaygı düzeyinde görülen azalmalar toplum sağlığı açısından daha da önemli hale gelmektedir.

 

Tai-Chi ve Chi-Gong:

Branşlarımız

Tai-Chi yaklaşık 5000 yıllık bir geçmişe sahip, kökeni Çin’e dayanan ve her bilgi gibi geçmişten günümüze eklemlenerek ve gelişerek gelmiş bir sağlık sistemidir. Günümüzde çoğunlukla sağlıklı, uzun, kaliteli bir yaşam amacıyla başvurulan teknik olarak bilinse de aslında, dirençsizlik ve yumuşaklık aracılığıyla zafere ulaşmayı sağlayan bir savaş sanatıdır. Chi-Gong ise Tai-Chi çalışmaları ile bir arada yürütülen ve her şeyde bulunduğu kabul edilen yaşam enerjisinin, Çince’deki kavramsal adıyla ‘’chi’’ enerjisinin insan bedenindeki devinimini geliştirmeye yönelik yapılan çalışmalara verilen genel addır.

Günümüzde özellikle Avrupa’daki üniversitelerde, sağlık alanında kullanılmaya başlanan Tai-Chi ve Chi-Gong gibi alternatif yöntemlerin insan bedenine olan fiziksel etkileri bilimsel olarak araştırılmaya başlanmış olup; birçok tıp doktoru da Tai-Chi ve Chi-Gong’u tedavi yöntemlerine dahil ederek, batının ve doğunun bilgisini ortak bir kümede sentezlemektedir.

 

Tao:

Branşlarımız

Wushu, bilinen adıyla Kung-fu Çin savunma sanatlarının genel adıdır. Wushu’nun içerisinde iki farklı çalışma alanı vardır: Sanda ve Tao. Sanda, Çin boksu olarak anılan, içerisinde boks, tekme ve güreşi barındıran bir dövüş tekniğidir. Tao ise bir platform üzerinde sergilenen, temelde hayvan taklitleri üzerinden geliştirilmiş el ve ayak tekniklerinin yanı sıra, akrobatik koreografi hareketlerini de içeren hareketler bütününün genel adıdır. İçerisinde birçok farklı stil barındırır. Her stilin çıplak el tekniği haricinde uzun ve kısa olmak üzere iki tür silah tekniği vardır. Bunlara kılıç, uzun sopa, mızrak gibi silahlar dahil olup, stillerin teknikleri birbirinden farklıdır.

Yediden yetmişe her yaş grubunun rahatlıkla uygulayabileceği farklı tao stilleri bulunmaktadır. Tao çalışmalarının zihin ve beden koordinasyonu açısından oldukça zengin içeriği sayesinde özellikle çocukların bilişsel gelişimlerine olumlu katkısı olduğu bilinmektedir.

 

Yüzme:

Branşlarımız

İnsanlık tarihinde her zaman yeri olmuş olan yüzme ve su sporları, kişinin bu sporu yaptığı süre içerisinde fiziksel olarak tüm kaslarını dengeli bir şekilde geliştirmesine yardımcı olmasının yanı sıra, suyun hidroterapik etkisi ile bireyin derin bir rahatlama hissi yaşamasına, doğa ile bir bütün olmasına ve kendini araştırma, bulma yolculuğunda suyu bir araç, kolaylaştırıcı olarak kullanıp süreci devam ettirmesine ve neticesinde daha kalıcı bir meditatif halde olmasına olanak sağlayan bir çalışmadır.

Bu süreç içerisinde kişi yüzme bilse de bilmese de, hayatında önünde engel olarak duran şeylerin vücud bulmuş şeklini ve hayatta daha ileri gidebilmek için bu engelleri nasıl ortadan kaldırabileceğini görme fırsatı bulabilir. Yüzme bilmeyen yetişkinlerin önlerindeki en büyük engel fiziksel yetersizlikten çok yaşadıkları bu korku ve engellenemeyen kalıpları ortadan nasıl kaldıracaklarını bilememelerinden gelir. Yüzme ile ilgili çalışmalar bu anlamda kişiye yüzme öğrenmenin ötesinde bir çok şey kazandırır.

Aynı şekilde bireyin hayattaki hem fiziksel hem de ruhsal olgunluğa ermesinde kolaylaştırıcı rol oynayan yüzme sporu, çok erken yaşlarda yapılmaya başlandığında çocuklar üzerindeki olumlu etkileri sayılamayacak kadar çoktur. Yüzmeyi erken yaşlarda öğrenmiş, su ile sürekli ilişki içinde olan çocukların daha özgüvenli, daha mutlu, bilişsel yetenekleri ve zorluklar karşısında problem çözme becerilerinin yüzme bilmeyenlere oranla daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir.

Dans:

Branşlarımız

Dans insanoğlunun kendisini ifade ettiği en ilkel biçimdir. İnsanlar söz ve yazıyı keşfetmeden önce duyguları, coşkuları, düşünceleri ifade etmek için günlük yaşamdaki belli başlı hareket ve mimikleri taklit ederek hayatı kendi aralarında canlandırmaya başladılar ve bu keşif dansı doğurdu. İfade ettikleri bazen coşku, korku gibi duygular, bazen ise içinde bulundukları yaşam koşulları oldu; açlık, savaş, karşı cinse kendini beğendirmek, sevinç, zaferler, kötü ruhları kovmak, yağmur yağdırmak, fırtınaları dindirmek, hastaları iyileştirmek, doğumu kutlamak ve hatta ölünün ardından yas tutmak için dans ettiler. İnsanın içinde bulunduğu bu fiziksel veya ruhsal durumun bedene yansıdığı fiziksel ritmik hareketler bütünü, dansı oluşturan temel hareketleri oluşturdu.

Kronolojik olarak ifade ettiğimizde, yerleşik toplum düzeninde dans ilk defa Eski Mısır’da görüldü. Eski Mısır’da dans öncelikle avcıların avlarını bulmak üzere gerçekleştirdikleri basit ritüellerden oluşmaktayken, zaman içerisinde danslar ritüellerden ayrıldı ve kendi başına bir sanat etkinliği haline geldi. Tiyatronun beşiği olan eski Yunan’da ise dans, kişinin bedensel sağlığını ve eğitimini olumlu yönde etkileyen bir etkinlik olmasının yanısıra, tiyatro eğitiminin de önemli bir parçası oldu ve bağımsız bir sanat dalı olarak da kabul edildi. Yunanlı dansçıların, veba salgınıyla savaşan halkı neşelendirmek amacıyla Roma İmparatorluğu’na davet edilmesi üzerine Roma halkı dansla tanıştı. Ve böylece, dans bir ritüel olmaktan tamamen çıkarak, zamanla her toplumda kabul gören, etnik olarak uyumlanan ve müzikle beraber çeşitlenen bir hareket akışına dönüştü.

Dans, benliğin fiziksel bedeni istediği gibi hareket ettirmesine izin verdiği o özel ândır; bedensel düzeyde uyum, akış, empati ve eşzamanlılık yaşantılanır. Hareket kadar meditatif olarak bırakma, akma hali ruhu da beslerken, dans sırasında beden bilinci harekete geçer ve beden, zihin ve ruh arasında bir uyum sağlanarak bir olma hâli yaşanır. Derler ki, “beden, ruh ve zihin beraber bir âhenk içinde dans edebilirse, o uyumda kutsallığı yaratmış oluruz”. Dans, bir bakıma transformasyona davettir.

Güçlü bir beden, esneklik ve akıcılık ile denge kazanmanın ve kas gerginliğini atmanın bir yolu da akış içinde sergilenen hareketler bütünüdür. Kas sistemimize eşgüdümsel çalışmayı öğreten ve böylece, dinç kılan danslarla hem fiziksel hem de ruhsal anlamda beslenmiş oluruz.